Sayfalar

11 Nisan 2012 Çarşamba

sana

Kapat gözlerini şimdi. Mavi denize hakim yemyeşil bir tepe düşün. Ayakların çıplak, vücudun olabildiğince çıplak. Doğa ile yekparesin.

Sevmek güzel. Bir hiç olduğunu kabullenip sevebilmek ise... 


Nerede olduğumuzu bilmiyoruz? Niye var olduğumuzu bilmiyoruz? Bir kısım sorular üretip, bazı kabullerle onları cevaplayabiliyoruz. Ya o kabuller yanlışsa? 


Ya benim bedenimdeki bir atom üzerinde hayat varsa? Ya evrenimiz bir başka canlının bedenindeki bir proteinin küçük bir parçasıysa? Ya matruşka timsali bir yapının içerisinde yaşıyorsak? 


Kabulleri bir kenara at! Nerede olduğunu bilmiyorsun? Neden burada olduğunu bilmiyorsun? Burasının nasıl olduğunu bilmiyorsun? Ne olduğunu ve en önemlisi kim olduğunu bilmiyorsun? 


Kabullerini atarsan bir kenara, olduğumuzu bile ispatlayamasın. Güzellik burada işte. Bir hiç olmamıza rağmen hislerimiz var, çalışmaları için kabullere ihtiyaçları olmayan. Yine güzellik burada. Güzellik her daim burada. Bir "hiç" olarak bir "hiç"i sevebilmekte. Karşılık beklemeden, koşullar yaratmadan, kim olduğunu sorgulamadan, nedenini ve nasılını sorgulamadan. 


Aç gözlerini şimdi. Nerede olduğunu gör. Ayaklarının altında, vücudunun üzerinde neler hissettiğini bil. Doğa ile arandaki sınırları hisset. Parçalanmayı hisset. Belli kurallar uydurarak ve onlara uymaya özen göstererek olmaya çalıştığın "insan"ın eksikliklerini ve yanlışlarını gör.

Sadece dinle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder